Ana Sayfa HABERLER 21 Aralık 2017 311 Görüntüleme

Kırk iki yıl sonra

Ben, Şereflikoçhisar’ ın Eley köyündenim. 1961 yılında köyümüzde ilkokul olmadığı için beni Ali Uşağı Köyü İlkokulu’na yazdırdılar. Her sabah cebime bir peynir dürümü koyarlar ve okula yollarlardı. Sadece bir defterim ve kalemim vardı. Önlüğüm siyah arkadan bağlamalı kuşaklıydı. Naylon beyaz yakam boynumu sıkardı. Boz bezden düğmeli çantamın içine koyardım onları. Çantamı boynuma asınca ta neredeyse dizime inerdi
Kötü havalarda okula gitmezdim. Kimi yağışlı günlerde de üstüm başım çamur-çaylak eve gelirdim. Soğuk kuyu lastiğim ikiye bir çamura yapışır ayağımdan çıkardı. Kimi zaman Yalnız Pınarlı çocuklar ya gelirken, ya giderken beni döverlerdi. Köpeklerden ve sığır cinsi hayvanlardan korkmam da, cabasıydı. Kışın karlı günlerde Peçenekte kurt olur korkum vardı. Çünkü Köyümüzle Ali Uşağı arası yaklaşık dört kilometreydi.Üstelik yol Peçenek Vadisi’nden geçiyordu. O yıllarda tüm köy yolları stabilize bile değil bildiğimiz toprak yoldu. Birinci sınıfa giden tek kişiydim Diğer çocuklar benden büyüklerdi dörde, beşe gidiyorlardı. Çoğu zaman ben onlara ayak uyduramazdım, yürürken beni yarı yolda ekip yollarına devam ederlerdi.
I.Dönem sona ermeden Yalnız Pınar’da ilkokul açıldı. Yalnız Pınar (Mamalı), Ali Uşağı’ndan daha yakın olduğu için bizi oraya naklettiler. Yalnız Pınar’da ikinci dönem tam beş öğretmen değiştik. Şimdi anlıyorum ki bunlar öğretmen değil, kimi ortaokul mezunu vekillerdi. Bunu şu an yaşayan o köyden sınıf arkadaşlarım anımsarlar. Burası bana göre Ali Uşağı’ndan daha sıkıcıydı. Karma eğitimdi. Biz birinci sınıflara sıra bile gelmiyordu. Ben de tembel sayılırdım. Yalnız Pınar’da beni bir defa köpek yaraladı. Üç gün okula gitmedim. Gitsem de korkardım. Bir de Ziya’nın Durmuş feci şekilde kafamı yarmıştı. Okumayı tam sökemedim. Özetle sınıfta kaldım. Bu nedenle, hem ailemden, köylülerimizden hem de Yalnız Pınar ve Ali Uşağılılardan uzun yıllar çok utandım. O köylerin çocukları ile ne zaman karşılaşsam, sanki benim sınıfta kaldığımı akıllarına getiriyorlar sanırdım.
Yüce Allah gani gani rahmet eylesin. Dedemle ebem beni okutmak üzere ertesi yıl Şereflikoçhisar’a göçtüler. Beni de Zafer İlkokulu’na yazdırdılar. Bende iyi-kötü okuyup yüzlerini kara çıkarmadım. Pek çok Şereflikoçhisarlı bilir, yazları amelelik yaparak okurdum. Çok sevdiğim öğretmenlik mesleğime kavuştum.
Yıllar geçtikçe, bu olay herkesçe unutuluyordu, ama benim zihnimin derinliklerinde öylece duruyordu.
Yalnız Pınar’da halam vardı. Yıllar içinde bir kız kardeşim Ali Uşağılıyla evlendi. Bu nedenle bu köyleri pek gidip gelmesem de kendime göre yeterince tanıyordum.

Aradan tam kırk iki yıl geçti. Şereflikoçhisar Cumhuriyet İlk Öğretim Okulu’nda çalışıyordum.
2003 yılının 29 Ekimi Cumhuriyet Bayramı töreni nedeniyle Taksi Durağı Meydan’ında folklor gösterilerini izliyordum. Küçük kızım Aslıgül’de bu folklor ekibindeydi.
Gösteri bitince folklor öğretmeni Erkan Bey’in yanına gittim. Erkan Bey ilçedeyken birden Ali Uşağına gitmişti. Kendisini tanıyordum.Tokalaştık. Tebrik ettim. Erkan Bey, Ali Uşağında görev yapıyor ama ilçenin folklor ekibini çalıştırıyordu. O, da beni şiir ve yazılarımdan dolayı tanıyordu.
“Oyunları çok beğendim, tebrik ederim” dedim.
“Asıl ben seni tebrik ederim.”
“Hayrola!!!”
“Senin Eley Köyü kitabını ben iki yıldır Ali Uşağı İlköğretim Okulu’nda kaynak eser olarak okutuyorum.”
“Meselâ… Nesini ne diye okutuyorsun?”
“Meselâ… Çevrenin tarihini. Ör: Peçenek tarihini, dil yapısını, müzik, yemek, oyun ve diğer folklorik konularını senden öğretiyorum.”
Erkan Bey ne söylerse söylesin gerisini duymama gerek yoktu. O ‘an’ da çok mutlu oldum. Ondan sonrada bu sözler aklımdan çıkmamaya başladı.
Kendi kendime şöyle düşünüyordum:
“Mevlâmın şu işine bak! Ali Uşağı İlköğretim Okulu’nda benim kitabım ders kitabı olarak okutuluyordu. Aynı zamanda taşımalı sistemden dolayı gelen Eleyli, Yalnız Pınarlı ve Baltalı köyü çocuklarına da…”
1961 yılı gözlerimin önüne gelince ben duygulanmayım da kimler duygulansın? Ben şükretmeyeyim de kimler şükretsin?
Gerçekten duygulandım Beni bir hüzün kapladı. Bunu fark eden Erkan Bey:
–Ne oldu? Üzüldün, dedi.
— Evet çok sevinçliyim ama üzüntümün nedeni başka!!
–Nedir?
–Evet, ilçemizi şiirleştirip folklorunu yazdım ama yetmez. Buraları romanını yazmak lâzım. Kan davalarını, sadece tarımla geçinip fakir olmalarını, alaydan yetişme cahil imamların etkisinde kalmalarını, Almancılığın olumsuz yönlerini, düğün ve bayramlardan başka toplu eğlence bilmeyişlerini, mesela bir festival yapamayışlarını, ömürlerinde tiyatro izlememelerini, batıl inanış ve hurafelerden kaynaklı geri kalmalarını. Halâ kız çocuklarını okutmamalarını, kızlara erkek çocuklar kadar değer vermemelerini, kimi başarılı kişilerin hayatlarını vb.
Ben bunları yazmaya kalksam gücüm yeter mi bilmiyorum? Çünkü köylerde gezebilmem için arabam yok, teybim yok, fotoğrafçım yok, sponsorum yok, üstelik derlenen bilgilerin tasnifi için gazeteci değilim, yüksek okul mezunu değilim, tasnif bilgim kıt. En önemlisi de biraz korkağım. Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Necip Fazıl, Hüseyin Nihal Atsız ve daha pek çok yazı adamları gibi hapishaneyi göze alamıyorum. Böyle korkak olarak vatanıma olan görevimi tam yapamadan öleceğim galiba.
Yani kısaca: Öğretmenlik maaş aldığım mesleğimdir. Asıl olan bu memlekete karşılıksız hizmet etmek gerekir. Ben, “Yemek masası ile tuvalet arasında gidip gelen pislik torbası “değilim. Bu vatana çok borcum var. Yazmayı deneyeceğim.
Zaten duyguluydum “Vatan “ deyince gözlerime engel olamadım. Yaşaran gözlerimi kendi mendiliyle silen Erkan Bey:
–“İnşallah başarırsın Ramazan Hocam” diyerek bana sarıldı.
Ramazan ŞİMŞEK
Öğretmen Şair ve Yazar
Hatıralarımdan –16-

ramazan

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com